Temel İçgüdü Değişmeyecek

Önceleri bir kadına, babasından habersiz mektup göndermek çok tehlikeliydi. Kadın özgürleştikçe bu tehlike azaldı. Tarihsel gelişmeye ve Bebek Lucca’daki trende bakınca kadının özgürleşmesi devam edecek 150 bin yıl önce...
Temel İçgüdü Değişmeyecek

Önceleri bir kadına, babasından habersiz mektup göndermek çok tehlikeliydi.

Kadın özgürleştikçe bu tehlike azaldı. Tarihsel gelişmeye ve Bebek Lucca’daki trende bakınca kadının özgürleşmesi devam edecek 150 bin yıl önce homo sapiens sapiensin dişi ve erkekleri birbirlerini seviyorlar mıydı, âşıklar mıydı, bilemiyoruz.

Urumçi’de ortaya çıkarılan mağara resimleri doğurganlığı arttırmak için yapılan orji törenini tasvir ediyor.

Urumçi’de ortaya çıkarılan mağara resimleri doğurganlığı arttırmak için yapılan orji törenini tasvir ediyor.

Seks yaptıklarından eminiz ama! Yoksa bugün burada olamazdık, insan denen ‘çıplak maymun’ üreyemezdi. O üreyemeyince onun yerini başka bir tür alır mıydı, o vakit dünya daha iyi bir dünya olur muydu, bunu da bilemiyoruz.

Aziz dostumuz Einstein, bir vakitler “Tanrı barbut oynamaz” demişti. (“Zar atmaz” demişti tabii de zar atılarak oynanan oyunların en eskisinin adını bilmediğinden böyle söylemiş olabilir diye düzeltiyorum.) Diyeceğim odur ki evrende hiçbir şey tesadüf değildir, öyle olması gerektiği için öyledir, herkes bu durumu kendi meşrebine göre yorumlayabilir.

Benden de ‘aşkın geleceği’ üzerine bir şeyler yazmamı istediler. Bunu neden benden istediler bilemiyorum. Emir, demiri keser, onun için yazıyorum, yoksa ‘aşk fütüristi’ gibi bir sıfatım yok, bilmenizi özellikle istedim.

İnsan dediğimiz canlı evrilene kadar bu işler nasıl oluyordu onu da tam bilmiyoruz.

Mağaralara ancak av sahnesi filan çizdiklerine göre, onları en çok heyecanlandıran şey buydu o vakitler. O kadar resim çizip de cinsellikle ilgili bir tane ipucu bırakmamak başka nasıl izah edilebilir?

Demek ki seks o vakitler sıradan bir durumdu, muhtemelen ‘aşk’ diye bir duygu hiç bilinmiyordu. Kadın-erkek ilişkisi bastırılamaz bir içgüdünün sonucu olarak biyolojik devamlılığın bir gereğiydi, o kadar.

Seçme Özgürlüğü

Mağaralarda cinsellikle ilgili en eski resimler Urumçi yakınlarında (Sincan Özerk Bölgesi) dört bin yıl kadar önce çizilmiş. Onlarda da çılgınca grup halinde eğlenen kadınlar ve erkekler resmedilmiş. İlginçtir ki bunların aralarında bilim adamlarının ‘eşcinsel figür’ olarak tanımladığı insan figürleri de var.

O tarihlerde romantizmin hafiften başlamış olacağını da tahmin edebiliriz. Nihayetinde Bronz Çağı’na gelinmiş bulunuyor, artık bir evleri var, alet edevat yaparken onun yanında takılar, aksesuarlar da yapıyorlar ki kadınlar kendilerini güzel hissetsinler.

Çift taraflı bir alışveriş olmalı. Kadınlar kendilerini bunlarla güzel hissedecekler, bunları kadınlara armağan edenler de kadınlara yönelik ilgilerini belli edecekler!

Bu kadar basit değildir tabii ama umarım bu gazetenin bu sayfasına sıkışmış bir yazıda bütün insanlığın romantik tarihinin bir özetini beklemiyorsunuzdur!

Yani genel olarak o tarihten sonra işler böyle yürümeye başlıyor. Üreme içgüdüsü kesinlikle yok olmamış, olsaydı zaten bugün yoktuk. Ama sanki bir ‘seçim’ de başlamış gibi. Niye o kadını değil de bu kadını seçsin? Niye o erkeğin değil de bu erkeğin çağrısına yanıt versin? ‘Seçme özgürlüğü’ varsa, o seçimi yapmaya bizi dürten bir şey de olmalı. Soyunu devam ettirme isteği, güç, güzellik, yakışıklılık vs.

Milyonlarca kadın ve erkek, birbirleriyle geçirecekleri saatleri bir spor salonunda heba edecekler.

Ya Kız Gelmezse?

Tekvin’de anlatıldığına göre Hz. İbrahim, oğlu İshak’ı evlendirmeye karar verince bir hizmetkârını kendi ülkesine bir kız bulmak için yollamak ister. İbrahim, hizmetkârın bu görevi yerine getireceğine yemin etmesini talep edince hizmetkâr görevini yapacağına yemin eder ama sorar:

“Ya kız gelmek istemezse?”

İşte bu, erkeklerin bu dünyada çektikleri onca sıkıntının başlayacağını müjdeleyen tarihteki ilk andır, tabii buna ne kadar müjde diyebilirsek! Bundan sonra dünya bunun üzerinde döndü, siz dünyanın evrende bir boşluk içinde ve belli bir yörüngede dönüp durduğunu zannetseniz de!

O günden itibaren bir erkek, hayatta ne yaptıysa bunu bir kadının gözüne girmek için yaptı. Benim kişisel tarihim de böyle gelişti. Önce anneannemin gözüne girmeye çalıştım, sonra ilkokulda üç yıl öğretmenim olan Nedime Hanım’ın. Sonra sınıfın en güzel kızı İncigül’ün gözüne girmeye heves ettim ama okuma-yazmayı en son söken ben olduğum için bunu başaramadım.

Aşk mektubu dediğimiz şeyin geçmişinin sadece 400 yıl olduğunu biliyor muydunuz? Karşı cinse kur yapmakta devrimdi bu.

O gün kafama dank etti: Kızlar başarılı olanları daha çok beğeniyorlar! Çünkü ben o tombul Sinan’dan daha yakışıklı buluyordum kendimi ama bir kırmızı kurdelem bile yoktu önlüğümün üzerinde.

O günden sonra kırmızı kurdele peşine düştüm, hâlâ da ona çabalıyorum. Bu yaşıma geldim, hâlâ sabah ilk iş duş-tıraş, fısfıslar sıkıyorum, beyaz gömleklerimin ütüsü hiç bozulmasın istiyorum vs.

Bugün yaşadıklarımızın geçmişi neresinden baksanız 4 bin yıl. Önceleri sadece şehvet sanılan duygunun içinde başka şeyler olduğunu keşfedip, buna bir de ‘romantizm’ adını takmamız içinse insanlık tarihi içinde sadece bir nokta sayılacak kadar uzunlukta bir geçmiş. Geçmişi kısa ama hayatımızdaki etkisi de son derece büyük.

Elmas fiyatları ucuzlamayacak. Hermès, Chanel erkeklerin korkulu rüyası olmaya devam edecek.

‘İyi Erkeklerin Hepsi Kapılmış’

Aşk mektubu’ dediğimiz şeyin geçmişinin sadece 400 yıl olduğunu biliyor muydunuz? Karşı cinse kur yapmakta gerçek bir devrimdi bu! O zamana kadar çeşme başında karşılaşma ümidine dayalı olan flört, ancak bu icattan sonra kendi sınırlarını aştı.

Önceleri bir kadına, babasından ya da erkek kardeşinden habersiz mektup göndermek çok tehlikeli ve saygısızca bir davranış olarak görülse bile kadın özgürleştikçe tehlike giderek azaldı.

Bugün aklınıza gelince sarılıyorsunuz Whats Up’a, SMS’e. Hiç düşünüyor musunuz, bu aşk fısıltılarının böyle legalleşmiş olmasını, düellolarda canını veren kahraman âşıklara borçlu olduğumuzu? Düşünmüyorsunuz tabii, çünkü bu size çok doğal geliyor, sanki tarih öncesinden beri öyleymiş gibi!

Böyle fütüristik yazılar yazacak olanın ağzının biraz kalabalık olması gerekir, sonuçta editör diyor ki “Yazın 6 bin vuruş olsun.”

Ama buraya kadar anlattıklarım böyle bir ‘dolgu malzemesi’ değil.

Olayın tarih içinde nasıl geliştiğini bilelim ki, geleceğe yönelik çıkarımlarımızın bir zemini olsun.

Gelecekte, erkekler kadınların gözüne girmek için olmadık şeyler yapmak zorunda kalacaklar.

Tarihsel gelişmeye ve Bebek Lucca’daki genel trende bakınca kadının özgürleşmesi devam edecek.

Temel fıkrasındaki gibi ‘eşcinsellik’ zorunlu hale getirilmeyecek tabii ama orada da toplumun daha hoşgörülü olacağını, olmaya başladığını, insanların seçimlerine karışmanın yakışıksız bir tutum olacağını giderek daha çok içselleştireceklerini söyleyebiliriz.

Ama ‘temel içgüdü’ değişmeyecek.

Erkekler kadınları, kadınlar erkekleri sevmeye devam edecek.

Erkekler kadınların gözüne girmek için olmadık şeyler yapmak zorunda kalacaklar.

Kadınların bir bölümü “İyi erkeklerin hepsi kapılmış” diye ağlaşırken, o iyi erkekleri kaptığı düşünülen kadınların içini “sevgilim duygusuz bir hıyar mı” kuşkusu yiyip, bitirecek.

En güzel kadınların hep başkalarının yanında olduğunu düşünen erkeklerin “Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir” atasözünü gelecek yüzyıllar içinde de öğrenemeyeceklerini göreceğiz.

Elmas fiyatları ucuzlamayacak, Hermès, Chanel, Bottega Veneta erkeklerin korkulu rüyası olmaya devam edecek.

Ve milyonlarca kadın ile erkek, birbirleriyle geçirebilecekleri güzel saatleri, bir spor salonunda kan ter içinde heba edecekler.

Hayatın tadını da yemek yemeyi, içki içmeyi, sohbet etmeyi seven biz tombullar çıkaracağız, kadınıyla, erkeğiyle!

Mehmet Y. YILMAZ

image_pdfPDFimage_printYazdır
Kategoriler
Tarih

Benzer Konular

  • Sultan Abdülhamid

    Bir miras meselesi!

    Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı muannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. Tevfik Fikret Sarmış yine ufuklarını bir inatçı duman, Bir ak karanlıktır gittikçe artan. (Yeni dilde söyleyen Serol...
  • ceylan derisinin üzerine altın yazmalı 7 yüzyıllık Tevrat ele geçirildi

    Türkiye’de 7 Asırlık Altın Yazma Tevrat Ele Geçirildi

    “Türkiye’nin Muğla ilinde Yahudilerin kutsal kitabı altın yazmalı Tevrat ele geçirildi” Altın yazmalı olan Tevrat’ı satmak için 7,5 milyon lira karşılığında jandarma istihbarat birimleriyle anlaşma sağlayan 4 şüpheli, Muğla’da...
  • Antik Kentin Görkemi Gün Işığına Çıktı Sagalassos

    Sagalassos: Antik Kentin Görkemi Gün Işığına Çıktı

    Dünyanın en yüksek rakımlı tiyatrosu, Anadolu’daki ilk Roma hamamı, 28 metre uzunluğunda 9 metre yüksekliğindeki Antoninler Çeşmesi ve agoralarıyla ünlü Sagalassos depremler ve 7’nci yüzyılda yaşadığı saldırılardan sonra tarihe...
  • Peru’daki Ollaytaytambo antik kenti

    15 Bin Yıl Önce Daha İleri Uygarlıklar Vardı

    Rusya’da ‘Alternatif Tarih Laboratuvarı’ çalışmaları yürüten fizikçi Andrey Sklarov’un ekibi, insanoğlu tarihi hakkında akıl almaz iddialar ortaya atıyor. Sklarov, Hitit, Sümer ve İnka gibi antik uygarlıkların günümüz teknolojilerinden çok...