İsrailliler: Yürü Şaron!

İsrail’de sol politikaları ancak sağcılar gerçekleştirebilir. İsraillilere istediklerini vermek yeterli değil. Onlar, Batı Şeria’nın çoğundan çekilmek istiyor; Filistinlilerle anlaşma olsun ya da olmasın. Israil’de birçok insan bugünü karışık duygularla...
İsrail’de sol politikaları ancak sağcılar gerçekleştirebilir

İsrail’de sol politikaları ancak sağcılar gerçekleştirebilir. İsraillilere istediklerini vermek yeterli değil. Onlar, Batı Şeria’nın çoğundan çekilmek istiyor; Filistinlilerle anlaşma olsun ya da olmasın.

İsrail'de sol politikaları ancak sağcılar gerçekleştirebilir

Israil’de birçok insan bugünü karışık duygularla bitirdi. Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin mimarı, şahin Başbakan Ariel Şaron yıllardır savunduklarını gerçekleştirmeye başladı: Filistinlilerden ayrılma.

Bu bana, 1978’de, Jimmy Carter’ın Camp David’de İsrail ve Mısır arasında yapılan barış anlaşmasına arabuluculuk yaptığını duyan Henry Kissinger’in söylediklerini hatırlattı. Partiler arasında geçici müzakerelerinde ayakkabılarını aşındırmış eski Dışişleri Bakanı anlaşmanın başka biri tarafından karara bağlanmasını gördü. İstifini bozmadı. “Beni dahil etmeden ne kadar yol aldıklarını görmek sinir bozucuydu,” dedi. İsrail’de İsrail-Filistin anlaşmazlığı için iki devletli çözüm öneren her zaman sol olmuştu. Nasıl olsa, Ürdün nehri ve Akdeniz arasında ayrı ayrı iki bağımsız ülke olarak herkese yetecek kadar yer v \ vardı. Fakat, Filistin’in sürekli reddi ve reddi ve İsrail’in Filistin topraklarında yerleşim hamleleri
engeller çıkardı.

BARAK’IN ADIMI

Oslo süreci, anlaşmazlığı çözme konusunda kendini kanıtlaması için İsrail soluna verilen ilk fırsattı. İyimser Şimon Perez tarafından kışkırtılan kuşkucu Rabin, Filistinlilere egemenlikle İsraillilerin güvenlik duygusunu gidermeye çalıştı. Deney başarısızlıkla sonuçlandı. Filistinliler terörden ellerini çekemediler ve İsrailli aşırı sağcı bir fanatik Rabin’e suikast düzenledi.

Sonra İsrailliler Başbakan Ehud Barak’la bir başka şansı da kaçırdılar. İsrail Savunma Kuvvetleri’nin efsanevi seçkin komando birliğinin eski komutanı anlaşmazlığın kalbine cesur bir saldırıda bulundu. Barak, 2000 yazında, Camp David’de, şimdiye kadar Filistinlilere yapılan, İsraillilere göre en cömert teklifi sundu, fakat Yaser Arafat’tan yanıtı evet diye almadı.

SOL SÜRGÜNE GİTTİ

Arafat, bir sonraki anlaşma daha iyi olabilir umuduyla anlaşmaları reddeden eski Filistin alışkanlığına sarılmaya karar verdi. Ben hala eğer Arafat “Evet” deseydi ve Barak eve dönüp anlaşmazlığı sona erdirmek için Batı Şeria’nın yüzde 90-95’inden çekilmeleri gerektiği konusunda İsraillileri ikna etmeye çalışsaydı neler olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Rabin bundan daha küçük bir şey için öldürüldü. İsrail’de sadece sağcıların sol politikaları başarabilir yönündeki geleneksel akılda bir zerre gerçek vardır gibi görünüyor. Filistinliler intifadayı başlattıklarında sinirleri bozulan İsrail halkı, solu muhalefet yapması için uzun bir sürgüne gönderdi ve Şaron’u iktidara getirdi.

ŞARON’U İSTİYORLAR

Bugün, beceriksiz ekonomi ve iddia edilen yolsuzluk hakkında bir İsrailli temel sorunlarda onun doğru yerdeki doğru adam olduğunu düşünüyor. Bunun neden böyle olduğunu anlamak için Prof. Eprahim Yaar ve Dr. Tamar Herman’ın başkanlığında Tel Aviv Üniversitesi’ndeki Tami Steinmetz Barış Araştırma Merkezi’nde yürütülen ‘Barış Göstergesi Projesi’ne bakılması gerekir.

Proje, İsraillilerin davranışlarındaki hassas barometreyi göz önünde tutuyor. Bu göstergede, İsraillilerin bugün yaşadıkları çok önemli olaylarda neler hissettiklerini öğrenebiliyoruz. Eylül 2003’te yapılan araştırmada, Yaar ve Herman, İsrail halkının yüzde 75’inin (yüzde 49’u çok istekli, yüzde 26’sı ılımlı bir şekilde olmak üzere) hükümetlerinin uyguladığı hedef gözeterek öldürme politikalarını desteklerken yüzde 19’unun buna muhalefet ettiklerini ortaya çıkardı. Bu politikaya karşı çıkanlar, bunu esas olarak öldürmelerin Filistinlilerin intikam isteğini artıracağı gibi pragmatik nedenlerden yapıyorlar, ahlaki nedenlerden dolayı değil. Hamas’ın kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin ve onun halefi Abdülaziz Rantisi’nin öldürülmelerinden sonra yapılan kamuoyu yoklamalarında, resim değişmedi: İsrailliler, acı veren öfkeyi ateşleyebileceğini hissetmelerine rağmen bu öldürmeleri destekledi. Bu yoklamalar, icra edilen teröre ve Gazze’de oturan bunların yaptıklarından ceza almadan paçalarını kurtarmalarına izin vermek istemeyen birçok İsraillinin içgüdüsünü yansıtıyor.

GÜVENLİK ÖN PLANDA

İsrailliler, tek yanlı ayrılma konusunda da Şaron’u destekliyorlar. Aralık 2003’te araştırmacılar, İsrailli Yahudilerini yüzde 59’unun tek yanlı Gazze’den çekilmeyi onayladıklarını açıkladılar. Bunun nedeni, çoğunluğun (yüzde 73), eğer İsrail bölgelerdeki denetimi devam ettirirse, sonuçta sadece iki uluslu tek bir devlet olacak ve İsrail, ya bir demokratik devlet olmaya son verecek ya da bir Yahudi devleti olacak.

El Halil ve Nablus’un tersine Batı Şeria’da böyle bir hamleye, aşikar nedenlerden dolayı az destek var; Gazze, İsrail Toprağı’nda Yahudi mirasının beşiği değil; Batı Şeria’daki 250 bin kişilik yerleşimciyle kıyaslanırsa Gazze Şeridi’nde sadece 7 bin 500 İsrailli yerleşimci var ve İsrail’in merkezine yakınlığı nedeniyle Batı Şeria daha fazla tehlikede.

Güvenlik duvarına konusunda da bir derece genel mutabakat var. Mart 2004’te yapılan bir araştırmaya göre, Yahudilerin yüzde 84’ü duvarın inşasını destekliyor. İsrailliler, şimdi Batı Şeria’da zikzak çizerek Filistinlerin yaşamını ayıran duvar gerçeği hakkında sadece kendi güvenlikleri için endişe duyuyorlar. Bugünlerde İsrail’de bir söz dolaşıyor: “İsraillilerin yaşam kalitesi, Filistinlilerin yaşam kalitesinden daha önce gelir.”

SAĞCILAR BAŞARABİLİR

Her ne kadar, İsrail devletinin kurucusu David Ben Gurion’un bir zamanlar dediği gibi, “İnsanların ne istediklerini umursamıyorum; neye ihtiyaçlar duyduklarını biliyorum.” İsraillilere istediklerini vermek yeterli değil. Onlar, Batı Şeria’nın çoğundan çekilmek istiyor; Filistinlilerle anlaşma olsun ya da olmasın. İsrailliler, plan eğer sağcı bir lider tarafından uygulanırsa, ancak böyle uzak görüşlü bir planı kabul edecekler.

Şaron böyle hamle yapacak bir lider mi? Her şeye rağmen, Charles de Gaulle, 1958’de, Fransa’yı Cezayir bataklığından çekmek için “Cezayir Fransızlarındır” sloganıyla iktidara geri dönmüştü. Ötekilerin tereddütleri var. Onlar, Şaron’un bütün isteklerinin ancak Batı Şeria’daki İsrail egemenliğini kuvvetlendirmek için Gazze’den kurtulmak olduğunu söylüyorlar. Böylece, Şaron, Filistinlileri bir çeşit ‘bağımsızlığı’ kabul etmeye zorluyor. Tarihi çağrıyı savunan kişi ister Şaron olsun ister olmasın, bu lider sağdan biri olacak: Hatta, gecikerek sağ çıkarımlara gelseler bile sadece onlar başarabilir.

Britanya’da yayımlanan The Guardian gazetesi/23 Nisan 2004
Kudüs’teki İsrail Demokrasi Enstitüsü yöneticisi. 1992-96 yılları arasında Rabin ve Peres hükümetleri sözcüsüydü.

The Guardian
Uri DROMI

image_pdfPDFimage_printYazdır
Kategoriler
AnalizDünyaPolitik

Benzer Konular

  • Führer’e evet

    Referandumlar ne zaman meşru sayılabilir?

    Referandumlar ancak rakip seçeneklerin eşit ve barışçı bir şekilde dile getirilebildiği bir ortamda gerçekleşiyorsa demokratik meşruluğa sahiptir.* Demokratik siyasal sistemlerde referandumların anayasa ve yasaların öngördüğü kurallara uyarak yapılması demokratik...
  • İÇLİ-DIŞLI-Baskın-Oran

    AYM kararının özü: Susmak suçtur

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) DTP’yi kapatma kararı hakkında bazıları şunu dedi: “Siyaseten yanlış, ama hukuken doğru”. Oysa kararın hukuken doğru olduğu da fevkalade tartışmalı. Anayasa md. 68/4, partilerin hangi sebeplerle...
  • DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET, ÖZGÜRLÜK_1

    Hem Çok Yakın, Hem Çok Uzak

    Renksiz dünyamızın rengidir umut. Yaşananları kabul edilebilir kılar. Umut edilene doğru yürümek ise yürek ister, yürekli insanlar ister. Bu nedenle umut, peşinden gitmekten yorulmadığımız, ama hiçbir zaman yakalayamayacağımızdan korktuğumuz...
  • Jaklin Çelik’le, Öfkenin Şenliği

    Bu Topraklar Üzerinde Dolaşan Hırıltılı Sesin Romanı

    Jaklin Çelik’le, Öfkenin Şenliği’ni yazma sürecinden yola çıkarak, romanda kurduğu dil, başvurduğu metaforlar, 1915’in kuşaktan kuşağa aktarılan mirası, Türkiye’de 1915’i konu alan edebiyat ürünlerinde yaşanan artış ve ‘geçmişle hesaplaşma’nın...