İçinden Çıkılmaz Bir Soru: Kim Bu Asıl Muhalifler?

Cemil Koçak, Tek-Parti Döneminde Muhalif Sesler başlıklı çalışmasında, dönemin sıkışmışlığında yaşama şansı bulmaya çalışan muhaliflerini anlatmayı, onları da tarih sahnesine çekmeyi amaçlıyor. Siyasetle çevrelenmiş bir konu hakkında tarihsel bir...

Cemil Koçak, Tek-Parti Döneminde Muhalif Sesler başlıklı çalışmasında, dönemin sıkışmışlığında yaşama şansı bulmaya çalışan muhaliflerini anlatmayı, onları da tarih sahnesine çekmeyi amaçlıyor.

Cemil Koçak

Siyasetle çevrelenmiş bir konu hakkında tarihsel bir metin oluşturmak, ‘siyaset’ yapmak kadar zordur. Özellikle, konu doğrudan iktidarı değil de muhalefeti kapsıyorsa tarihçinin kendine lanetler okutması an meselesidir. Çünkü, felsefi tartışmalar bir yana, göz önünde olanı değerlendirmek, onu oluşturan yapılara ulaşmak, çevresinde kopan fırtınaları duymak, siyasi ve kültürel ürünlerini elde etmek kısmen de olsa mümkündür. Öte yandan göz önünde olmak, seçmende (‘alıcı’ da denebilir) bir şeffaflık duygusu da yaratır. Bu haliyle iktidar bizden, içimizden birine dönüşür; ve bizler adına günahlarımızın, utançlarımızın üstünü örter, saklar ve yeri gelir, onları yok eder. Bunun karşılığında veya bu memnuniyetin sarhoşluğuyla, arta kalana kulaklar tıkanır, gözler görmez olur. İktidar kendisinin dışındakileri sadece baskı altında tutarak kontrol etmez, onu ve tüm mekanizmalarını görünmez kılarak ulaşılabilirliğini de engeller. Muhalif olanın temel amacı ise bu çerçeve içinde politika yapan iktidarın sahasına girmek, orada görünür olmaktır. Dolayısıyla, görünme katsayısına göre tarihsel bir figür, siyasal bir aktör olma şansı yakalayan muhalefet, iktidardan bağımsız düşünülemez. İktidar tüm bu görünmez kılma çabalarını belli disiplinler arasında paylaştırmıştır; tarih, siyaset, antropoloji, sosyoloji… Bu disiplinlerin yok saydığı herhangi bir konunun araştırılmasının sonucunda elde kalan tek adres devlet daireleri ve onların arşivleri olur. Muhalif olmak, siyasi iktidarla mücadele etmek dışında, onun yarattığı disiplinlerin de sarsılmasını sağlamaktır.

1547 MUHALIFSESLER.indd

Cemil Koçak Tek-Parti Döneminde Muhalif Sesler İletişim Yayınları, Ocak 2011, 304 s.

“İktidar/otorite, istese de istemese de, seslerinin duyu(ru)lmaması için gayret ettiği gruplarla ya da kişilerle tarihçilerin arasına girmiştir bile… Artık onların seslerinin duyu(ru) lmasına kesin olarak mani olmasa da, aradan geçen bunca zamandan sonra dahi, seslerinin gürlüğünü, tonunu, titreşimini, yankısını denetim altında tutabilecek güce halen sahiptir. Tarihçinin çok kez elini kolunu bağlamaya çalışır, hatta gözlerini de.” (s. 13)

Tek-Partinin Diğer Muhalifleri

“Tek-parti döneminde muhalefet dediğimiz zaman, genellikle 1920’li yılların ikinci yarısına kadar olan dönemde, ya CHP içindeki muhalefeti ya da iktidar/ CHP karşıtı muhalefeti dile getiririz. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF) ile Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) da, birer siyasal parti olarak, kurumsal muhalefeti temsil ettiğinden”, bunlar hakkında çokça bilgiye ulaşmak mümkündür. Peki diğerleri, yani sesini duyurma şansına ve imkânına sahip ol(a) mayanlar?

Cemil Koçak’ın Tek-Parti Döneminde Muhalif Sesler başlıklı çalışması, dönemin, böylesi bir sıkışmışlıkta yaşama şansı bulmaya çalışan muhaliflerini anlatmayı, onları da tarih sahnesine çekmeyi amaçlıyor.

Bu ‘muhalif sesler’ ağırlıklı olarak din ekseninde gelişmiştir. Hilafetin kaldırılması, inkılapların zamanı/zamansızlığı, laiklik konusunda yürütülen tartışmalar, alfabenin değiştirilmesi, kılık kıyafet yasakları, medreselerin kapatılması, o güne kadar toplumun değiştirilme ihtimali dahilinde görmediği yapıların etrafında şekilleniyordu. Dolayısıyla 1929 öncesinde ve sonrasında gelişen muhalif hareketlerin bu değişikliklerden olumsuz etkilenmesi ve değişimlere karşı çok sayıda muhalif sesin duyulması normal olmakla birlikte, dönemin muhalefetinin ağırlıklı olarak dine dayalı olduğunu göstermez. Kürt muhalefeti, komünist/sol muhalefet, azınlık (Çerkesler ve Nusayriler) politikaları ve Tek-parti döneminde gündelik hayatta yer bulan, çoğunlukla örgütsüz muhalif anlayışları konu alan Muhalif Sesler, farklı alanlarda, birbirinden bağımsız yapıların oluşturduğu muhalif kimlikleri günışığına çıkarmayı da amaçlıyor.

“Bu kitabın konusu sadece sağda solda kalmış, küçük, günlük, kolay ezilebilir, fakat aynı zamanda iktidarın ciddiye aldığına bakılırsa, bizim de üzerinde durmamızı gerektiren günlük hayat içindeki muhalefettir. (…) Fakat benim burada muhalefetten anladığım şey, bizzat iktidarın kendisine muhalif olarak gördüğü muhalefet çeşitleri ve şekilleridir. Dolayısıyla eğer iktidar muhalefet olarak tanımlıyorsa, ben de onları öyle tanımlamak gerektiği kanısındayım. İktidarın ciddiye almadığı muhalefet çeşit ve şekilleri de olabilir tabii; (…) ama çok değişik ve farklı bakış açıları da olabilir. Tek-parti döneminde muhalefetin yalnızca siyasal muhalefet ol(a)mayacağını da hatırlamak gerekir.” (s. 13-14)

Tek-parti dönemi muhalefetine dair, TCF ile SCF arasında kalmış olan bu resim, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, özellikle de İçişleri Bakanlığı ve polis raporlarıyla destekleniyor. Öte yandan, Kemal Tahir ve Hikmet Kıvılcımlı’nın af dilekçeleri; Mihri Belli’nin afiş asma eylemiyle ilişkili polis tutanağı; Nazım Hikmet’le ilgili, ilk kez gün ışığına çıkan belgeler; CHP’nin, yasal olarak yayımlanmaya çalışılan sol/sosyalist yayınlarla nasıl mücadele ettiğinin aktarıldığı raporlar da Muhalif Sesler’de yer buluyor. Kitap, bu belgeler ve yorumlarıyla, yakın tarihin siyasal değişimlerini ve CHP etrafında şekillenen Kemalizmin sol ile birlikteliğinin ne derece mümkün olabileceğini bir kez daha tartışmaya açıyor.

Muhalif Sesler’i Daha İyi Duyabilmek İçin…

Cemil Koçak gibi, araştırmalarını dar alanda tutup meseleyi çok iyi genişletebilen yazarlar için, belli dönemlere ilişkin araştırmalarının sonuçlarını tek bir kitapta aktarmak mümkün olmayabilir. Muhalif Sesler de, mutlaka, Koçak’ın belli başlı çalışmalarıyla birlikte okunmalı: Tek-parti döneminin siyasi, kültürel ve toplumsal hayatı hakkında çok detaylı bilgilere yer verilen Umûmî Müfettişlikler (1927-1952) (İletişim Yay., 2003); muhalefet derecesi halen tartışılan SCF etrafında şekillenen, Cumhuriyet Halk Fırkası’na muhalif olma stratejisine ve bu muhalefet karşısında Cumhuriyet Fırkası’nın geliştirdiği politikalara odaklanan Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (İletişim Yay., 2006); “tarihsel olguların yok sayıldığı, sayılamadığında olguların ancak bir kısmının kabullenildiği, geri kalanının ise yine olamamış sayılmaya devam edildiği, ‘olmamış’ın ‘olmuş’un yerine geçirildiği bir tarih anlayışının aktarıldığı”, Atatürk ve İsmet İnönü ekseninde gelişen Tek-parti politikalarını konu alan Geçmişiniz İtinayla Temizlenir (İletişim Yay., 2009), bu anlamda, Muhalif Sesler’in destekleyicileri olarak görülebilecek kitaplar. Cemil Koçak’ın çalışmaları, sıradan tarih okurunun merakını gidermeye yönelik metinler olmaktan uzun süre önce çıkmış, araştırmacılar için bir başvuru kaynağı haline gelmişti. Bu durum, kuşkusuz, 1929’u takip eden 15 yıl boyunca ülkedeki çeşitli muhalif grupların incelendiği Muhalif Sesler için de geçerli. Muhalefet, hakkında yazılması en zor alanlardan biridir. Muhalefetin sesinin duyulması, öncelikli politik gücü ve mekanizmaların bir kısmını elinde bulunduruyor olmasından dolayı, kısmen iktidarın siyasetten ne anladığıyla ilişkilidir. Çoğu zaman istenmediği halde bilgilendirilmek, iktidarın olmazsa olmaz politikalarındandır. Ayrıca iktidar, bireylerin ve grupların içinde yer almak için çabaladıkları, kendilerini o şemsiye altında görmek ve göstermek için yarıştıkları bir kurumdur. Muhalefet ise, daha en baştan, kimin muhalif olduğu sorusuyla başlar, ki bu grupları yazmaya ve anlamaya ömür yetmez. Dağınık ve birbirinden bağımsız toplulukları uzun zaman dilimlerini kapsayan bir şekilde incelemek meşakkatli bir çaba gerektirir. Tek-parti dönemi muhalefetinin ele alındığı Muhalif Sesler, bu sebeple de incelenmeye değer bir çalışma.

image_pdfPDFimage_printYazdır
Kategoriler
Analiz

Benzer Konular

  • Elveda statüko! Merhaba değişim!

    Elveda statüko! Merhaba değişim!

    3 Kasım 2002 seçimlerinde yıllanmış statükocu partiler kaybetti. 28 Mart 2004 yerel seçimlerine ‘gözü dönmüş” bütün statükocu partiler, AB ve Kıbrıs konusu üzerinden milliyetçi bir dalga yaratarak girdiler. AK...
  • İsrail’de sol politikaları ancak sağcılar gerçekleştirebilir

    İsrailliler: Yürü Şaron!

    İsrail’de sol politikaları ancak sağcılar gerçekleştirebilir. İsraillilere istediklerini vermek yeterli değil. Onlar, Batı Şeria’nın çoğundan çekilmek istiyor; Filistinlilerle anlaşma olsun ya da olmasın. Israil’de birçok insan bugünü karışık duygularla...
  • Yollar yürümekle aşınmaz

    Yollar yürümekle aşınmaz!

    Süleyman Demirel 8 Kasım 1968’de Adalet Partisi Ankara il kongresinde, devrimci gençliğin ve emekçilerin sık sık düzenledikleri gösteri yürüyüşlerinden şikayetçi olan bir delegenin bunlara ‘mani’ olunmasını istemesi üzerine şöyle...
  • Paternalizmden Demokratik Cumhuriyete

    Paternalizmden Demokratik Cumhuriyete

    Egemen, yasalar yapar, ama kendisini bunlarla bağlı saymaz; ayrıca yasa yaparken, kendisine eşit, hele de kendisinden aşağı bir gücün onayına ihtiyaç duymaz Tanıl Bora, 23 Nisan günü bu sayfadaki...