Fantastik Bir Dünyada Yaşıyoruz Netekim!

Son aylarda yaşananlara bakıp da “Neler oluyor yahu?” demeyin. İşte size büyük devlet sırrı ve asıl vizyon belgemiz: Philip K. Dick’ten ‘Azınlık Raporu’. Bu yazıya iki alıntıyla başlamak lazım…...

Son aylarda yaşananlara bakıp da “Neler oluyor yahu?” demeyin. İşte size büyük devlet sırrı ve asıl vizyon belgemiz: Philip K. Dick’ten ‘Azınlık Raporu’.

Spielberg’ün ‘Azınlık Raporu’ uyarlamasından bir sahne.

Spielberg’ün ‘Azınlık Raporu’ uyarlamasından bir sahne.

Bu yazıya iki alıntıyla başlamak lazım…

İlki Aziz Nesin üstattan: “Bu ülkede mizah yapmak imkânsız hale gelecek.” Memlekette bilimkurgu ve fantazi türlerinin edebiyat türü değil, gerçeğin ta kendisi olacağını öngörememişti belki. İkincisi ise çok sevgili bir arkadaştan, memleket ahvali ile ilgili: “Bu kadar irrasyonalite ancak rasyonaliteylePhilip K. Dick Azınlık Raporu mümkündür.” Yaşadığımız günler, tam da bu sözlere denk düşüyor. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmaları ve ardından patlayan asıl bomba, ‘yayımlanmamış kitabın imhası’, gündemimizi tam ortadan yarıp baş köşeye oturdu geçtiğimiz ay. Herkes Fahrenheit 451’i yâd etti, Ray Bradbury’ye selam etti. Oysa asıl hatırlanması gereken bir başka yazardı: Minority Report [Azınlık Raporu] ile gönüllere taht kurmuş Philip K. Dick. Necip basınımızın gözünden kaçmış olsa da, yazarınız bu kitabı memleketin muktedirlerinin mutlaka okuduğunu, okumakla kalmayıp el kitabı haline getirdiklerini düşünmeden edemiyor – tabii, Machiavelli’nin Prensinden hemen sonra. Neyse; girişi fazla uzatmadan, son olaylarla birlikte memleket idaresinin fazlaca ‘esinlendiği’ öyküyü anlatalım.

Türkiye’de gerçeğe dönen bir bilimkurgu öyküsü

Minority Report (Azınlık Raporu), başrolünü memleket sath-ı mailinde pek bir sevilen jönlerden Tom Cruise’un oynadığı, yönetmenlik koltuğunda ise ‘en bir fantastik’ filmlerin vazgeçilmez yönetmeni Steven Spielberg’ün oturduğu, gişe hasılatı züğürdün çenesini yoran, Hollywood menşeli film ile bilinir. Oysa ‘Azınlık Raporu’, bilimkurgunun büyük babalarından Philip K. Dick’in kısa öykülerinden biri. Türkçede pek çok kitabı basılmış olan bu nadide yazarın bu kısa öyküsü her nasılsa dilimize çevrilmemiş. Bu nedenle gece gündüz ağlasak abartmış olmayız, çünkü her ne kadar başbakanımız HEDEF 2023 diye bir ‘vizyon’ belgesinden bahsetse de, öyküyü okuduktan sonra şu büyük devlet sırrına vakıf oluyorsunuz: Asıl devlet belgemiz, işte bu öyküdür.

Gelelim üstadın ta 1956’da bir ‘bilimkurgu öyküsü’ olarak yazdığı, amma ve lakin, Türk’ün, müthiş zekâ kıvraklığı ve gücüyle gerçek haline getirdiği bu öyküye.

Öykümüz, bilinmeyen bir gelecekte, New York’taki ‘Önleyici Suç Merkezi’nde açılır. Evet, daha ilk sahneden ‘köfteyi çakmış’ bulunmaktasınız sayın okur. ‘Önleyici Suç’ (Precrime) bu açılış sahnesinden tam otuz yıl önce John Anderton tarafından kurulmuştur. Sistem kısaca şöyle işler: Birer sebzeden farksız olan ancak mutasyon nedeniyle geleceği görme yeteneği olan üç tane Precog’u alıp süper teknolojik bir odaya hapsedersiniz.

Bol miktarda kablo, son teknoloji ürünü ıvır zıvır ekledikten sonra pişmeye bırakırsınız. Zamanı geldiğinde, Precoglarınız size gelecekte oluşabilecek olan suçları gösterirler. Bu görüntüler işlemden geçirilmesiyle suçlunun ve maktulün adları belirlenerek servis edilir. Üç Precog’un ikisinin gördüğü suçlar, ‘Majority’ (Çoğunluk – Büyük İhtimal) raporu olarak adlandırılıp doğru kabul edilir.

Azınlık Raporu’nu dev bütçeli filminden bilenler için birkaç not:

• Öyküde, John Anderton elli yaşında, kelleşmeye başlamış ve formdan düşmüş bir emniyet amiri; filmdeki Anderton ise otuzlarında, karizmatik, atletik ve gür saçlı Tom Cruise.

• Precogların öyküdeki isimleri Mike, Donna ve Jerry; film uyarlamasında ise polisiye yazarları Agatha Christie, Dashiell Hammett ve Arthur Conan Doyle’a ithafen Agatha, Dashiell ve Arthur. Ayrıca, öyküde deforme olmuş ve bilinçsizbirer ‘sebze’ iken, filmde epey bir karakter kazanıyorlar.

• Film sadece cinayetlere odaklanıyor; oysa öyküde Precoglar başka suçlar da işliyor.

Sistem de bunu afiyetle yer ve suç işlenmeden, ‘suçlu’ yakalanıp bir deliğe tıkılır. Tabii bir de üç Precog’un sadece birinin gördüğü bir Minority (Azınlık – Küçük İhtimal) raporu vardır ama ağızda pek tat bırakmadığı için görmezden gelinir. Ne de olsa, kendi dünyamızdan pek iyi bildiğimiz gibi, “Devletin bekası söz konusu olduğunda teferruattır” dediğimiz kısımdır bu küçük ihtimal raporları.

Anderson

Bu noktada sözü Anderson’a bırakıp, açılış sahnesinde yeni ‘asistan’ına anlattıklarına kulak verelim:

“Önleyici suç teorisini biliyorsundursanırım” dedi Anderson.

“Halka açık kısmını” diye cevapladı Witwer, “Precog mutantlarının yardımıyla, hapis ve para cezalarından oluşan suç sonrası cezalandırma sistemini cesur ve başarılı bir hamleyle yok ettin. Hepimizin bildiği gibi ceza sistemi pek de tatmin edici değildi ve çoktan ölü olan mağdura pek bir faydası yoktu.”

Asansöre gelmişlerdi. Aşağı inerken, “Önleyici Suç’a karşı oluşan hukuki direnişin temelini anlamışsındır. Kanuna karşı gelmemiş bireyleri içeri alıyoruz.”

“Ama bunu yapacakları kesin” diye onayladı Witwer kendinden emin bir sesle.

“Ne mutlu ki bunu yapamıyorlar – çünkü biz onları herhangi bir şiddet suçu işleyemeden yakalıyoruz. Yani, suçun kendisi tamamen metafizik. Biz onların suçlu olduğunu iddia ediyoruz. Diğer yandan onlar da sonsuza kadar masum olduklarım iddia ediyorlar. Ve aslında, bir açıdan öyleler.”

Asansörden çıktılar ve tekrar sarı koridorda yürümeye başladılar. “Toplumumuzda büyük suçlar işlenmiyor,” diye devam etti Anderton.

“Ama geleceğin suçlularıyla dolu ceza kamplarımız var.”

Çok aradık, ‘Azınlık Raporu’nun Türkçesini bulamadık. O zaman bu senenin isteklerine ek: Bir Türkçe ‘Azınlık Raporu’!

Çok aradık, ‘Azınlık Raporu’nun Türkçesini bulamadık. O zaman bu senenin isteklerine ek: Bir Türkçe ‘Azınlık Raporu’!

Şahane, değil mi? Gerçi Önleyici Suç sistemi, Anderton’u henüz işlemediği bir cinayetle suçladığında iş biraz çetrefilleşiyor. Sevgili Anderton’umuz, tıpkı Önleyici Suç’a inandığı gibi, kendinin de bu suçu işlemeyeceğine inanıyor. Ve tam da bu noktada, onun gibi masumken içeri tıkılmış başkalarının da olabileceğini fark ediyor. Bundan sonrasını anlatırsak öykünün tadını kaçırmış oluruz. Ne de olsa bu öykünün de içinde bulunduğu dokuz kısa öykülük derlemenin bu topraklarda da yayımlanacağına dair bir umut ışığı taşıyoruz. Ama en azından, yazıyı, Anderton’un öykünün sonunda kendini alaşağı edip yerine geçen yeni muktedir Witwer’a söyledikleriyle kapatabiliriz:

[Anderton, başına gelenleri bütün teknik ayrıntılarıyla, uzun uzun açıklar.]

Witwer huzursuzca kamyonun yanına koşturdu, yumuşak, sarışın çehresi endişeyle karışmıştı: “Bu tekrar olabilir mi? Sistemi baştan başlatmalı mıyız?”

“Sadece tek bir koşulda olabilir” dedi Anderton. “Benim vakam emsalsizdi, çünkü verilere giriş yetkim vardı. Yeniden olabilir – ama sadece bir sonraki Emniyet Müdürü’nün başına gelir. Yani, ayağını denk al.”(…) Yanındaki Lisa’nın kırmızı dudakları büküldü ve uzanıp elini tutu. “En iyisi gözünü açık tut” dedi genç Weaver’a. “Her an senin de başın yanabilir.”

image_pdfPDFimage_printYazdır
Kategoriler
Kültür&SanatSinema

Benzer Konular

  • Hrdy’nin teorisi Bickerton’un Âdem’le

    Dilin doğuşu ve Havva’nın dili

    Dil insanın duygu ve düşünce dünyasının bir etkinliğidir. İnsanlarda dil, kültür ve biyolojinin ortaklığında, insansıların gelişiminde farklı işlevler üstlenmiş bir dizi genin etkileşiminden doğdu. Ancak dilin ortaya çıkışı ile...
  • 2392351_810x458

    Kızıl Ordu Korosu İstanbul’da konser verdi

    Topluluk, Türkiye-Rusya Kültür ve Turizm Yılı” başlıklı etkinlik çerçevesinde “Cemal Reşit” konser salonunda etkinlik gerçekleştirildi. 120 üyeli topluluğun konser programı 2 saat sürdü. Kuruluşunun 91’inci yıldönümünü kutlayan Vyacheslav Chernogorov,...
  • Neill-Blomkamp’ın-yeni-projesi-‘Elysium’

    Elysium

    Düşük bütçeli ‘District 9’ ile tanınan yönetmen Neill Blomkamp’ın yeni projesi ‘Elysium’ yine uzak bir gelecekte geçen ama bu kez ünlü oyuncuları, şahane çekimleri ve yüksek bütçesiyle dikkat çeken...
  • Çocuklar ve Sanatın Geleceği

    Çocuklar ve Sanatın Geleceği

    Sanat, çocuklardaki enerjiyi ve varolan kapasiteyi ortaya çıkarırken kendilerini ifade etmelerine olanak veriyor. Uzmanlar; yaratıcı fikirlerle dolu, dünyayı keşfetmeye hazır bekleyen çocukların önce hayal güçlerinin kışkırtılması gerektiğini sonra da...