Bağımsız Cepheden Kareler

Amerikalı film eleştirmeni Douglas K. Holm, bir sinema ekolü, bir iktisadi kategori ve bir pazarlama aracı olarak ‘bağımsız sinema’yı mercek altına alıyor. Douglas K. Holm’un, Bağımsız Sinema başlıklı kitabının...
Amerikalı film eleştirmeni Douglas K. Holm

Amerikalı film eleştirmeni Douglas K. Holm, bir sinema ekolü, bir iktisadi kategori ve bir pazarlama aracı olarak ‘bağımsız sinema’yı mercek altına alıyor.

Amerikalı film eleştirmeni Douglas K. Holm

Kitapta ‘Gerçekten Bağımsız Olarak Bağımsız Sinema’ başlıklı bölümde ele alınan Guy Maddin, filmlerini çoklukla kendi cebinden ve memleketi Manitoba’nın küçük fonlarından yararlanarak yapan bir yönetmen.

Douglas K. Holm’un, Bağımsız Sinema başlıklı kitabının girişinde ‘Yıldız Savaşları’ ve George Lucas’tan bahsetmesi, yazarın ‘bağımsızlık’ algısı üzerine ciddi şüpheler uyandırsa da, biraz sabredip yol aldığımızda ‘bağımsız sinema’ kavramı üzerine kapsamlı ve çok boyutlu bir sorgulamayla karşılaşıyoruz. Detaylara geleceğiz ama, öncelikle yazarın, daha ilk sayfalarda kitaba ısınmamızı sağlayan, Coppola ustadan yaptığı alıntının altını çizmek isterim: “(E)n büyük umut bu ufak 8 mm’lik video kaydedicileri ve aletlerinin normalde film yapmayacak olan bazı kişilerin film yapmaya girişmesini sağlayacak olmasında… filmlerle ilgili şu sözde profesyonellik sonsuza dek yıkılacak, biliyorsunuz ve sinema bir sanat biçimine dönüşecek.” İcadından bugüne giderek artan bir hızla değişen sinema sektörüne paralel olarak, kimi filmlere eklenen ‘bağımsız’ sıfatı da kaçınılmaz olarak değişime uğradı. Bu kitapta, bir sinema ekolü, bir iktisadi kategori, bir pazarlama aracı olarak ‘bağımsız sinema’ üzerine sorular sorulurken, bu ‘tür’ün özellikleri belirlenmeye çalışılıyor.

Sinema Tarihine ‘Bağımsız’ Bakış

D. K. Holm Bağımsız Sinema

D. K. Holm Bağımsız Sinema çev. Barış Baysal Kalkedon Yayınları, Ocak 2011, 140 s.

Amerikalı film eleştirmeni Holm, çoklukla internet mecrasında metin üretmiş. Bağımsız Sinema haricinde, çizer Robert Crumb üzerine, biri söyleşilerden oluşan iki kitabı; ‘Kill Bill’ ve Quentin Tarantino’yu konu alan birer kitabı, ve Film Soleil (2005) başlıklı bir inceleme/denemesi bulunuyor. ‘Film soleil’, Holm’un ürettiği ve ‘film noir’ içinde yer alan bir form olarak önerdiği bir kavram. Holm, Bağımsız Sinema’da da yeni kavramlar üretmeye ve bunları söyleşi yaptığı yönetmenlerle paylaşmaya devam ediyor; örneğin, bir alt tür olarak ‘destansı yabancılaşma’ kavramını öneriyor. (Ancak bu kavramı yeterince açık tanımlamadığından, ve belki de çevirinin yarattığı mesafeden dolayı, okuru biraz kafa karışıklığıyla baş başa bıraktığını da itiraf etmek gerek.)

Holm, metne serpiştirilmiş notlarla, ‘bağımsız sinema perspektifiyle bir mini sinema tarihi’ de ortaya konuyor. Bildiğiniz veya bildiğinizi sandığınız tarihe başka bir açıdan bakmak tazeleyici bir deneyim: Hollywood sineması, stüdyo sistemi ve hatta seyrettiğiniz ama çekim hikâyelerini öğrenince tekrar seyretmek isteyeceğiniz klasik filmler… King Vidor’dan Maya Deren’e, ‘Salt of the Earth’ [Dünyanın Tuzu, 1954] ve McCarthy döneminin meşhur Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi’nde yaşananlara kadar, pek çok ilgi çekici hikâye… Sinema yazılarında ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeyi kanıksamış olan belgesel sinema ise, bu kitapta da makûs talihini yenemiyor – metne iliştirilmiş, ‘belgesel’ konusuna ayrılan bölüm, genel notlar içeren bir paragraftan ibaret. Ünlü yönetmen Joris Ivens’in “ilk ve öncelikli olarak sinema” olarak nitelendirdiği, ve üretimi çoklukla bağımsız olarak gerçekleşen bir sinema formunun hor görülmesi ne yazık…

Kitapta, pek çok satır arası bilginin yanı sıra, yazarın orijinal savları da yer alıyor. Günümüz sinemasında çok sayıda eleştirmen, bağımsız sinemanın, Steven Soderbergh’in ‘Sex, Lies and Videotapes’ [Seks Yalanları, 1989] adlı filmiyle doğduğunu savunur; Holm ise bir başka filme işaret ediyor: ‘Return of the Secaucus 7’ (John Sayles, 1980). Ancak Holm ne ukala, ne de ‘sanat’ filmlerini yere göğe sığdıramayan bir eleştirmen. Yazarın kendini tiye alabilen, eğlenceli bir tarafı olduğunu, metinde ilerledikçe keşfediyoruz. Örneğin, bağımsız yapımları incelerken şöyle bir değerlendirmede bulunuyor: “Büyük bütçeli bir filmin tamamen değersiz olduğundan şikâyet etmek top, keklerin besleyici değerinin olmadığından şikâyet etmeye benziyor.”

Yönetmenlerin Merceğinden

Kitapta, ‘bağımsız sinema’ kavramını Jill ve Karen Sprecher kardeşler, James Mangold, Whit Stillman ve Guy Maddin gibi yönetmenler üzerinden tartışan Holm, bu yönetmenler ve onlara atfettiği sinemasal özelliklerle çeşitli kategoriler oluşturmuş ve her kategoride, bağımsız sinemanın öne çıkarmak istediği bir işlevini bazen kendisiyle, bazen de yönetmenle tartışmış.

‘Bağımsız sinemanın Coen kızkardeşleri’ olarak anılan Jill ve Karen Sprecher’le ilgili bölümün başlığı, ‘Ticari Hikâye Anlatımına Alternatif Olarak Bağımsız Sinema’. James Mangold’la ilgili bölümün başlığı biyografik bir özellik taşıyor: ‘Atlama Tahtası Olarak Bağımsız Sinema’. Eğer isim bir şeyler çağrıştırmadıysa filmlerinden bazılarını sayalım: ‘Cop Land’ [Güçlüler Bölgesi, 1997]; ‘Girl Interrupted’ [Aklım Karıştı, 1999]; ‘Walk the Line’ [Sınırları Aşmak, 2005]; ‘3:10 to Yuma’ [3:10 Yuma, 2007]… Sinemayla ilgilenen hemen herkesin “Keşke ben çekmiş olsaydım” diye hayıflandığı ‘Cop Land’ bile yeterli aslında, ama Holm taş atmadan geçememiş: “Bazı sinemacıların asıl amacı bağımsızlıklarını sağlamak değil stüdyo sistemine dahil olmaktı.” Yazarın, Whit Stillman için seçtiği başlık ‘Otobiyografi Olarak Bağımsız Sinema’. Son yıllarda kariyerinde talihsiz gelişmeler yaşasa da, kendisine ömrünün sonuna dek yetecek krediyi sağlayan bir filmi var Stillman’ın: ‘The Last Days of Disco’ [Diskoda Son Günler, 1998]. Filmi edinmek pek kolay değil ama internet âlemini biraz kurcalamanızı öneririm, çabalarınıza değecektir. filmlerini çoklukla kendi cebinden ve memleketi Manitoba’nın küçük fonlarından yararlanarak yapmış, kariyer veya para için klip, reklam vs. ile asla ilgilenmemiş olan, ve ürettiği filmleri, destek aldığı toplulukla paylaşmaya devam eden Guy Maddin, kitapta assolist olarak yerini alıyor: ‘Gerçekten Bağımsız Olarak Bağımsız Sinema’.

Kitapta, bağımsız sinemanın geleceğine dair öngörülerine de bir bölüm ayıran Holm, bağımsız filmlerin reklam, dağıtım ve satışıyla ilgili sorunları için geliştirilen çözümlerden örnekler veriyor. Sinema sektörü muazzam bir hızla değişmekte olduğu için, 2007’de kaleme alınmış olan bu metinde, bugün güncelliğini yitiren bazı konuların olması doğal. Holm, örneğin DVD dağıtımına, zamanına göre normal, bugüne göre gereğinden fazla eğilmiş. Kitapta yer verilen, çeşitli bağımsız sinemacıların kısa biyografilerini okumak ise, özellikle bu alanda ilerlemek isteyenler için öğretici olacaktır.

Diğer yandan, çoğu ABD’li bazı bağımsız sinemacıları konu alan bir kitap için ‘bağımsız sinema’ gibi çok genel bir başlığın tercih edilmiş olması, okurun beklentisini artırması açısından yanıltıcı. Ayrıca, son yıllarda sinema konusunda sayısı hızla artan çeviri ve özgün metinlerin yayınevlerini rekabete zorladığı aşikâr ama metnin dili konusunda biraz daha özenli davranılabilirmiş. Yine de, Bağımsız Sinema’nın keyifle okunan, akıcı bir kitap olduğunu söylemeliyiz. Sinema duayenlerinin metnin arasından sızan anekdotları, okuma hazzını artırıyor. Kişisel bir not olarak, kitabı okurken nostaljik bir haz da aldığımı belirteyim: Eskiden kütüphanemizdeki eksik sayılarını tamamlamak için Beyoğlu sahaflarını tavaf ettiğimiz, tükendiğine ikna olduğumuzda eş dosttan alıp fotokopilerini çektirdiğimiz 25. Kare dergilerinin tadı sızladı dimağımda.

image_pdfPDFimage_printYazdır
Kategoriler
Kültür&SanatSinema

Benzer Konular

  • Hrdy’nin teorisi Bickerton’un Âdem’le

    Dilin doğuşu ve Havva’nın dili

    Dil insanın duygu ve düşünce dünyasının bir etkinliğidir. İnsanlarda dil, kültür ve biyolojinin ortaklığında, insansıların gelişiminde farklı işlevler üstlenmiş bir dizi genin etkileşiminden doğdu. Ancak dilin ortaya çıkışı ile...
  • 2392351_810x458

    Kızıl Ordu Korosu İstanbul’da konser verdi

    Topluluk, Türkiye-Rusya Kültür ve Turizm Yılı” başlıklı etkinlik çerçevesinde “Cemal Reşit” konser salonunda etkinlik gerçekleştirildi. 120 üyeli topluluğun konser programı 2 saat sürdü. Kuruluşunun 91’inci yıldönümünü kutlayan Vyacheslav Chernogorov,...
  • Neill-Blomkamp’ın-yeni-projesi-‘Elysium’

    Elysium

    Düşük bütçeli ‘District 9’ ile tanınan yönetmen Neill Blomkamp’ın yeni projesi ‘Elysium’ yine uzak bir gelecekte geçen ama bu kez ünlü oyuncuları, şahane çekimleri ve yüksek bütçesiyle dikkat çeken...
  • Fantastik Bir Dünyada Yaşıyoruz Netekim

    Fantastik Bir Dünyada Yaşıyoruz Netekim!

    Son aylarda yaşananlara bakıp da “Neler oluyor yahu?” demeyin. İşte size büyük devlet sırrı ve asıl vizyon belgemiz: Philip K. Dick’ten ‘Azınlık Raporu’. Bu yazıya iki alıntıyla başlamak lazım…...